Tüm Yerel-Sen olarak, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş ile birlikte TÜİK'in gerçeği yansıtmayan verilerle emekçi ve emeklilerin maaşlarını gasp etmesi nedeniyle, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla “Yılın Emek Hırsızı Ödülü”nü TÜİK’e verdik.
Ayrıca, bu haksız uygulamaların hangi iradenin talimatıyla gerçekleştirildiğinin de açık olduğunu vurgulayarak, “Yılın Çaldıranı Ödülü”nü, ilgili talimatı veren makama iletilmek üzere TÜİK yetkililerine teslim ettik.
Konfederasyon Genel Başkanımız Orhan Yıldırım'ın açıklaması şu şekilde:
Bugün milyonlarca kamu emekçisi ile emeklisinin ve onların ailelerinin hakkı, lokması bir kez daha çalındı.
Hatırlanacağı üzere; hükümetin yanlış ekonomi politikalarında ısrarı nedeniyle içine düştüğümüz ekonomik krizin hayatlarımızdaki ağırlığı yetmezmiş gibi, kamuda 8.Toplu Sözleşme süreci de hak, emek ve ücret gaspıyla sonlandırıldı. Türkiye’nin üçüncü büyük memur konfederasyonu olarak oturduğumuz masada kamu emekçisinin haklı taleplerine kulak tıkandı, müzakere yapılmayıp müsamere sergilendi ve utanç verici ücret artışları, utanmadan müjde diye paketlenip sunuldu. Sonuç olarak kamu emekçileri, emeklileri ve aileleri de hesap edildiğinde yaklaşık 20 milyon yurttaş açlığa mahkum edildi. AKP'nin yeni Türkiyesinde “karın tokluğuna çalışmak”, bizzat devlette çalışan emekçiler için bile lüks hale getirildi. Haklarımız çalındı.
Bugün de hükümet için gerçeklerle oynama enstitüsü gibi çalışan TÜİK, bizlere bu yılın son darbesini vurdu.
Çarşıda pazarda etiketlerin günlük olarak arttığı, insanların yüzde 70'in yakınının yoksulluk sınırı altında yaşadığı bir ülkede değilmişiz gibi veriler sunan TÜİK, aralık ayı enflasyonunu yine tam da hükümetin ve sermayenin hoşuna gideceği şekilde, yüzde 0.89 olarak açıkladı.
Şimdi milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi bu gerçekdışı, nasıl tespit edildiği TÜİK'in kendisinden başka kimse tarafından bilinmeyen bu orana göre enflasyon farkı alacak.
Yani bizlerin, devleti işler halde tutan emekçiler ve bu uğurda ömrünü harcayan emeklilerin bir yıl boyunca daha da yoksul olmasına, bir kez daha hakkının çalınmasına en tepeden karar kılınmıştır.
Bu hırsızlıktır! Bu emek düşmanlığıdır! Bu krizi çıkaranların faturayı inatla ve utanmadan emekçiye ödetme niyetidir. Kabul etmiyoruz!
Türkiye'de kiralar son bir yılda yüzde 95 arttı, kiralar maaşların yarısını eritir hale geldi. Ülkede artık şanslı yandaş bir zümre dışında neredeyse her haneye meyve-sebze taneyle giriyor. Bundan 20 yıl önce hayvancılığının verimliliğiyle yurt dışında konuşulan ülkemizde şimdi kırmızı eti ancak zenginler tüketebiliyor. Ulaşım, ısınma gibi en temel ihtiyaçlar bile her hanede ince hesaplamalara konu oluyor. Geçim mücadelesi lafı tedavülden kalktı, artık geçim için savaş veriyoruz!
Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi Kamu-Ar'ın aralık ayı raporuna göre açlık sınırı 30 bin 655 liraya, yoksulluk sınırı ise 94 bin 913 liraya yükseldi. Bu ne demek? Kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğu yoksulluk sınırı ile açlık sınırı arasında ve alım gücü günden güne düştüğü için her geçen gün açlık sınırına biraz daha yaklaşıyor demek. Kamu emeklisine “Sen yıllarını devletine verdin, namusunla çalıştın ama şimdi en temel ihtiyaçların için çocuklarına el açmak zorunda kal, torununa harçlık bile vereme” demek. Kendi sebep oldukları enflasyonu bile doğru ölçmeyenler zaten hakkı olan ücret zammını vermedikleri kamu emekçisine şimdi enflasyon farkını da doğru ödemeyecekler, hırsızlık yapacaklar demek!
Bizlerin alım gücü günden güne düşerken birilerinin utanma ve arsızlık eşiği ters orantıyla, durmadan yükseliyor demek!
Birleşik Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Bu yalanları yutmuyoruz. Kamu emekçilerinin hakkını korumaya, her türlü hak gaspını ifşa edip bu hırsızlıklara karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz!"